Google bu ülkeye girmeyecek

20 Ocak 2010 Yazan admin  
Kategori Haber


Bilişim sektörünün önde gelen şirketlerinden Google’ın sözcüsü Marsha Wang, Google’ın kendi cep telefonuyla Çin pazarına girmek için yarın yapılacak etkinliğin ertelendiğini söyledi.

Wang, erteleme kararının niçin alındığı ve cep telefonunu ne zaman Çin’de tanıtılacağına ilişkin bilgi vermedi. Google’ın projeyi ertelemesine Çin hükümeti ile son zamanlarda yaşadığı sorunların neden olup olmadığı bilinmiyor.

Çin’de 700 milyondan fazla cep telefonu kullanıcısı bulunduğu tahmin ediliyor.

Google’ın “Nexus One” adlı cep telefonu, Google’ın mobil cihazlar için geliştirdiği Android işletim sistemini kullanacak. Google’ın internet hizmetlerini temel alan Android, HTC, Samsung ve Motorola gibi cep telefonu üreticileri tarafından kullanılıyordu.

Tayvan merkezli High Tech Computer (HTC) tarafından üretilecek Nexus One, Apple’ın iPhone’unun yanı sıra BlackBerry ile rekabete girecek.

Çin Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Ma Zhaoxu bugün, Google’ın Çin yasalarına ve kurallarına uyması gerektiğini, hükümetin, internette sansür ve Google’ın Çin’den çekilmesi tehdidi konusundaki konuşmalara zemin hazırlamayacağını ifade etti.

Google, Çin’deki insan hakları eylemcilerinin “Gmail” elektronik posta hesaplarını ele geçirmeyi amaçlayan Çin kaynaklı son derece gelişmiş ve hedef gözeten bir saldırı üzerine, bu ülkedeki faaliyetlerini durdurabileceğini açıklamıştı.

Çin’den 384 milyondan fazla internet kullanıcısı bulunuyor. 2005 yılında Çin’de “Google.cn”yi kuran Google’ın pazar payı yüzde 35 ve rakibi Baidu’nun ise yüzde 60′ı buluyor.

Bu Sefer Google Hackledi!

17 Ocak 2010 Yazan admin  
Kategori Güncel, Haber


Google’ın Çin ile tartışmasının temel sebeplerinden birisi de Çinli hackerların Google’a düzenlediği saldırılar olmuştu.

Ama bu defa işler farklı gelişti ve Google, Çinli hackerları hackledi. Google’ın gizli karşı saldırısı Tayvan’daki bir bilgisayardan saldırıların kaynağının Çin olduğuna dair kanıtları topladı. Bu saldırıların Çin hükümeti tarafından organize edilmiş olması ihtimali var.

Google’ın özel timi Çinli hackerların daha önceden tahmin edilenden daha fazla şirketi hacklediğini de ortaya çıkarttı; sayı 33 oldu.

Saldırıların kaynağının Tayvan değil, Çin olduğunun ortaya çıkmasının ötesinde oldukça gelişmiş bir teknik kullanıldığı, Google’a göre bu operasyonun Çin hükümeti tarafından düzenlendiğini ya da onaylandığını ortaya koyuyor. Ancak Google bu iddiasını yüzde 100 kanıtlayamıyor, bu yüzden de ABD Başkanı Obama bu meselede Çin hükümetine bu konuda güçlü bir şikayette bulunamıyor.

Mimar Sinan’ın hamamı satışa çıktı

11 Ocak 2010 Yazan admin  
Kategori Haber


İstanbul’un en eski hamamı olarak bilinen Balat Çavuş Hamamı ile Barbaros Hayrettin Paşa tarafından Mimar Sinan’a yaptırılan Zeyrek Çinili Hamamı, yeni kuşak sahiplerinin işletme güçlükleri çekmeleri ve hamam kültürünün gitgide yok olması nedeniyle satışa çıkarıldı.

Kaptanı Derya Barbaros Hayrettin Paşa Vakfınca, Beşiktaş’taki medrese ve türbeye akar olarak yaptırılan, bulunduğu semtten dolayı Zeyrek Çinili Hamamı olarak anılan hamam, 1833 yangınından sonra satılarak, şahıs malı haline gelmiş.

Osmanlı üslubundaki hamamların en önemlilerinden olan yapı, kadınlar ve erkekler bölümü olarak çifte hamam şeklinde tasarlandı. Dikdörtgen planlı soğukluğun ortasında mermerden fıskiyeli bir havuz bulunan hamamın son sahibi ise Çetin Karatün oldu.

Karatün’ün uzun yıllar işlettiği ve ölümünün ardından kiracılar tarafından çalıştırılan hamam, yıllar içinde hamam kültürünün gitgide yok olmasının da etkisiyle geçen yıl kapatıldı.

Ferzan Özpetek’in ”Hamam” filminin çekiminin de yapıldığı Zeyrek Çinili Hamamı’nın üçüncü kuşak sahiplerinden Gökhan Karatün, hamamın tarihinin korunduğuna işaret ederek, turizme kazandırılmasını istediklerini dile getirdi.

”Üçüncü jenerasyon olarak bu işlere yatkın olmadığımız için aile olarak satmaya karar verdik” diyen Karatün, dedesinin sahibi olduğu hamamla babası da başka işlerle uğraştığı için ilgilenen olmadığını ve artık satılmasını istediklerini söyledi.

Aile üyelerinden Uğur Akkuş da hamamın satın alındığında otel, restoran, müze ya da hamam olarak kullanılabileceğine işaret ederek, fiyatı konusunda ise belli bir rakam belirlemediklerini ve tekliflere açık olduklarını kaydetti.

-BALAT ÇAVUŞ HAMAMI-

İstanbul’un en eski hamamı olarak da bilinen 2. Beyazıt ya da Fatih Sultan Mehmet döneminde yapıldığı sanılan Balat Çavuş Hamamı, yüksek pencereli dikdörtgen yapısı, mermer döşeli içi, içinde bulunan havuz şeklindeki kurnası dikkat çekiyor. Hamam, kadınlar ve erkekler kısmı olarak iki bölümden oluşuyor.

Balat Çavuş Hamamı’nın hissedarlarından Salih Akarı, hamamın dededen kalma bir mülk olduğunu ve vefatlarının ardından da işletmesini kiracılarla devam ettirdiklerini ifade ederek, ”Maddi olanaksızlıklar ve restorasyonu zor olduğu için satmaya karar verdik” diye konuştu.

Akarı, aile olarak hamamı 1.5 milyon dolar bedelle satmak istediklerini de belirterek, buranın nasıl değerlendirilmesi gerektiğine ilişkin ise hamam olarak da turistlere yönelik de kullanılabileceğini söyledi.

-HAMAM KÜLTÜRÜ-

Anadolu kültürünün önemli bir parçası olan hamam kültürü, Sümerlerle ortaya çıkmış, ardından tarihte adı geçen hemen her medeniyetin kültürel bir parçası olmuş.

Türk hamamı ise Türk banyo geleneğinin, 15. yüzyılın ikinci yarısında Anadolu’nun hamam kültürüyle birleşiminden ortaya çıkan bir yapıdır. Bu tarihten başlayarak ülkenin dört bir yanında hamamlar inşa edildi. 17. yüzyılda sadece İstanbul’da yaklaşık 15 bin hamam olduğu biliniyor. O devirde insanlar, ”gelin”, ”güvey’, ”adak” ve ‘’sünnet hamamı” ya da ”hamamda kız beğenme” gibi gerekçelerle de hamama giderlerdi.

Hamamlar, kapalı Osmanlı toplumunda zevk ve eğlencenin her çeşidinin yaşandığı mekanlardı. Erkek ve kadın hamamının ayrı olmadığı tek hamamlarda, çoğunlukla gündüzler kadınlara ayrılırken, erkekler ise sabah erken saatlerde ya da gece yıkanırdı.

Türk kültürünün önemli bir parçası olan hamam sefasını yaşamak isteyenler için özellikle İstanbul’da Osmanlı mimarisinin izlerini taşıyan hamamlar yerli ve yabancı turistlerin rağbet ettiği mekanlar arasında yer alıyor.

Türk hamamı başlıca üç bölümden oluşuyor:

Soyunma yerleri: Geniş bir sofa ve bunun çevresinde bölmeli sekiler bulunur. Yıkanan kimseler bu sekilerde uzanıp dinlenirler.

Yıkanma yerleri: Soğukluktan geçilerek girilir. Burası da bazı bölümlere ayrılır. ”Kurna başı” denilen herkesin teker teker yıkandığı yer; ”halvet” adı verilen kapalı ve yalnız başına yıkanma hücreleri; bir de üzerine uzanıp ter dökülen ”göbek taşı”. Göbek taşı, hamamın mermer kaplı zemininden daha yüksek yapılmıştır ve çeşitli geometrik şekillerde olabilir.

Isıtma yeri (külhan): Hamamın altında ateş yanan yerdir. Alev ve duman, mermer zeminin altındaki özel yollardan duvar içlerinden geçer ”tüteklik” adı verilen bacadan çıkar.

Türk hamamına özgü terimler ise külhan (hamamların ısıtıldığı kapalı ve geniş ocak), sıcak halvet (külhanın üstü), soğuk halvet (külhana uzak olan yer), natır (müşteriyi yıkayıp keseleyen kadın çalışan), tellak (müşterileri yıkayıp keseleyen erkek çalışan), peştemal (örtünmek için kullanılan ince dokuma) ve takunya (hamam terliği).

Bayülgen’den sürpriz bir film!

11 Ocak 2010 Yazan admin  
Kategori Haber


Son olarak ‘Kanal-İ-Zasyon’ isimli filmde oyuncu olarak karşımıza çıkan şovmen Okan Bayülgen, sinema aşkından vazgeçemiyor. Yapımcılığa soyunan Bayülgen, ‘Aşka Gel’ isimli sinema filminin hazırlıklarına başladı.
Bayülgen, yapımcılığını üstlendiği ilk sinema filminde Türk sinemasının iki sürpriz ismini bir araya getirecek. Yeşilçam’ın unutulmaz jönlerinden Tarık Akan ve bir dönemin ünlü yıldızlarından ‘Bayan Popo’ lakaplı Sevtap Parman, Bayülgen’in filminde başrolü paylaşacak.

ÇEKİMLER URLA’DA YAPILACAK

Önümüzdeki mart ayında, İzmir’- in Urla ilçesindeki bir at çiftliğinde gerçekleştirilecek olan çekimlerde Tarık Akan ve Sevtap Parman, evli bir çifti canlandıracak. Filmin bir diğer sürpriz ismi ise Aydın Boysan. Boysan, filmde Sevtap Parman’ın babası olarak karşımıza çıkacak. Ünlü yazar vemimar Aydın Boysan, ‘Ezel’ dizisinde Tuncel Kurtiz’in yaşamsırlarını
anlattığı gibi ilişki sırlarını ortaya dökecek.

Sahte TL’yi anlamanın 12 yolu

07 Ocak 2010 Yazan admin  
Kategori Haber


Merkez Bankası, halkın 3 gün sonra tanışacağı Türk Lirası banknotlarda bulunan güvenlik özelliklerine dikkat edilmesi konusunda uyarılarda bulundu.

Yeni Türk Lirası’ndan “Yeni” ibaresi kaldırılarak dolaşıma çıkarılacak olan Türk Lirası ve Kuruş ile tanışmaya 3 gün kaldı. Merkez Bankası, 1 Ocak 2009 tarihinden itibaren halkın hayatına ve cüzdanına girecek olan Türk Lirası banknot ve madeni paraların tanıtımı amacıyla yürütülen kampanyanın devam ettiğini hatırlatarak, halkın, paraların güvenlik özelliklerine dikkat etmesi konusunda uyarılarda bulundu. Merkez Bankası, halka yaptığı son uyarıda, vatandaşların, paralarda bulunan, her biri farklı güvenlik özelliklerinden en az üçüne dikkat etmeleri gerektiğinin altını çizdi.

BANKNOTLARDA 12 FARKLI GÜVENLİK ÖZELLİĞİ

Türk Lirası ve Kuruş’un dolaşıma çıkmasına 3 gün kala yenilenen tasarımları, değişen boyutları ve gelişmiş güvenlik özellikleri ile kullanılmaya başlanacak olan yeni banknot ve madeni paraların toplumun her kesiminde en iyi ve doğru şekilde tanınması amacıyla çalışmalarını devam ettiren Merkez Bankası, güvenlik konusunda çeşitli uyarılarda bulundu.

Türk Lirası banknotlarda kamuoyuna açıklanan 12 adet gelişmiş güvenlik özelliği bulunuyor. Merkez Bankası, yaptığı açıklamada, banknotlarla yeni tanışacak halka, paralarda bulunan en az üç güvenlik özelliğini kontrol etmesinin faydalı olacağını duyurdu.

HALKA VE PROFESYONELLERE YÖNELİK GÜVENLİK ÖZELLİKLERİ

Halkın, Türk Lirası banknotların üzerinde yer alan güvenlik özelliklerinden kabartma baskı, gizli görüntü, holografik şerit folyo, renk değiştiren şerit, emniyet şeridi, filigran, bütünleşik görüntü, banknotların rengi ve banknotların arasındaki boyut farkına dikkat edilmesi gerektiği vurgulandı.

Bunun yanısıra, Türk Lirası’nda para ile ilgili mesleklerde çalışan profesyonellerin de mor ışık (UV ışık) altında kontrol edebileceği çeşitli özellikler bulunuyor. Ayrıca, banknotlar, görme engelli vatandaşların da paraların güvenlik özelliklerini ve kupür değerlerini rahatlıkla kontrol edebilecekleri özelliklere sahip.

BANKNOTLARDAKİ GÜVENLİK ÖZELLİKLERİ NELER ?

Vatandaşların kolayca tespit edebilecekleri güvenlik özellikleri şöyle sıralanıyor:

• Kabartma Baskı: Banknotun ön yüzünde farklı yerlerde bulunur ve dokunulduğunda hissedilir.

• Gizli Görüntü: Banknota yatay konumda ve göz hizasında bakıldığında, Atatürk portresinin sağ alt köşesindeki yedigen şeklin içinde kupür değeri görülür.

• Holografik Şerit Folyo: Banknot tasarımıyla uyumlu çeşitli motiflerden oluşur. Banknota farklı açılardan bakıldığında bu motifler renkli ve parlak yansımalar verir. Dikdörtgen şekil içindeki “TL” harfleri kupür değerine dönüşür.

• Renk Değiştiren Şerit: Banknota farklı açılardan bakıldığında altın sarısına dönüşür. Üzerinde kupür değeri ve “TL” harfleri bulunur.

• Emniyet Şeridi: Kağıda gömülü olarak yer alır. Üzerinde kupür değeri ile “TL” harfleri bulunur. Banknot ışığa tutulduğunda her iki yüzden de kesintisiz bir hat şeklinde görülür.

• Filigran: Banknotların ön yüzünde bulunan Atatürk portresinin küçüğü ile kupür değerini gösteren sayıdan oluşur. Banknot ışığa tutulduğunda her iki yüzden de görülür.

• Bütünleşik Görüntü: Banknot ışığa tutulduğunda sol üst kenarda yer alan şekiller arka yüzdeki şekillerle birleşerek kupür değerini oluşturur.

• Mikro Yazı: Banknotların ön yüzünde ay-yıldız motifinin içindeki kupür değeri ve “TL” harfleri ile holografik şerit folyo üzerindeki dikdörtgen şeklin alt ve üst kenarındaki “TCMB” ibaresi mikro yazılıdır.

• Mini Yazı: Banknotların ön ve arka yüzünde mini yazılar bulunmaktadır.

• Banknotlar Arasında Boyut Farkı: Farklı değerdeki 6 banknot, 6 farklı boyuttadır. Banknotların uzun kenarlarında 6 mm, kısa kenarlarında ise ikili gruplar halinde 4 mm fark bulunmaktadır.

• Renklendirilmiş Banknot Kağıdı: Banknotlarda beyaz kağıt değil, kupürün hakim renginin tonunda açık renkte kağıt kullanılmıştır.

Para ile ilgili mesleklerde çalışan profesyonellerin mor ışık (UV ışık) yardımıyla tespit edebilecekleri güvenlik özellikleri ise şu şekilde belirlendi;

• Banknot kâğıdında bulunan ve normalde görülmeyen kılcal lifler UV ışık altında mavi ve kırmızı renkte parlama verir.

• Atatürk portresi üzerinde kupür değeri ve “TL” harfleri belirerek kırmızı renkte parlama verir.

• Emniyet şeridinde 5 – 10 TL için mavi, 20 – 50 TL için kırmızı, 100 – 200 TL için sarı renkte parlama görülür.

• “Kırmızı” seri ve sıra numarasında “canlı ve parlak kırmızı”, “siyah” seri ve sıra numarasında “sarımsı yeşil” parlama görülür.

• Banknot kağıdı UV ışık altında parlama yapmaz.

Merkez Bankası, ayrıca, görme engelli vatandaşlar için, Türk Lirası banknotları farklı boyutlar ve etkin olarak kullanılan kabartma baskı motifler gibi temel ayırt edici özelliklerle güçlendirdi. Banknotların ön yüzünde, filigranın sol üst kenarında bulunan kabartma baskılı noktalar, 5 TL’den 200 TL’ye doğru sırasıyla 1′den 6′ya kadar rakamların Braille alfabesiyle yazılı şekli olup dokunulduğunda hissedilmekte.

Takım sevgisi sınır tanımadı

07 Ocak 2010 Yazan admin  
Kategori Haber, Kategorilenmemiş


Takım sevgisi sınır tanımadı… Dini vecibelere de ortak oldu. Kabe’yi tavaf eden milyonlarca Müslüman arasından biri dikkatleri üzerine çekiyordu.Umre ibadetinde, Kabe tavafı esnasında Fenerbahçe formalı bir Türk dikkatlerden kaçmadı ve unutulmayan anlar arasına girdi. “Haber Özel” editörü Özgür Uzun ve Show tv iç yapımlar kamera şefi Ramazan Uzan’ın umre ziyaretlerinde yaşadıkları bu anı Bekir Hazar’a anlattı, Hazar da köşesine taşıdı…

Bekir Hazar’ın köşe yazısından ilgili bölüm…

“Haber Özel editörü sevgili dostum Özgür Uzun ve Show tv iç yapımlar kamera şefi Ramazan Uzan umreden geldiler. Anılarını anlattılar. Çok etkilenmişler kutsal toprakların ruhani havasından. Unutamadıkları bir görüntü var akıllarında. Tavaf ederken gözlerine çarpmış. Bir Türk vatandaşı o kalabalık içinde Fenerbehçe forması ile tavaf ediyormuş.”

Emniyetten “Metin 2″ uyarısı

05 Ocak 2010 Yazan admin  
Kategori Bilgisayar Dunyasi, oyun


Son günlerde “Metin 2″ ve benzeri oyunların küçük yaşta çocuklarca çoğunlukla internet kafelerde oynandığının kamuoyu gündemine gelmesinden dolayı Karabük Emniyet Müdürlüğü yazılı bir uyarı yayınladı.

Yapılan açıklamada, “Bu çerçevede mezkur oyunların şiddet içerikli, çocukların psikolojik ve fizyolojik gelişimine olumsuz etkisinin olduğu ve çocukların bu tür oyunlardan korunması amacıyla gerekli tedbirlerin alınması yönünde ulusal basında çok sayıda haberler çıktığı” hatırlatıldı. Bu noktadan hareketle, “Metin 2″ isimli oyunun yayınlandığı www.metin2.org adresli web sitesinin incelendiği belirtilen açıklamada şöyle denildi:

“İnceleme neticesinde gerek bu sitede gerek bu sitenin kayıt bilgilerinde bulunan “Metin 2″ adresli diğer web sitelerinde yayınlanan oyunun, insanlar arasında kılıç, satır, pala, balta, ok, mızrak, gürz ve benzeri kesici ve ezici silahlarla yapılan savaş görüntülerinin yanı sıra, insanların vahşi hayvanlar tarafından parçalanarak etlerinin yenmesi gibi şiddet içerikli öğeler barındırdığı tespit edilmiştir.

“Metin 2″ isimli oyunda, kumar ve yasa dışı bahis web sitelerinde olduğu gibi oyunun ilerleyen hemen her aşamasında bir sonraki aşamaya geçmek için gerçek para ödenerek bazı sanal objelerin alınması gerekmektedir. Ödeme işlemlerinde kumar ve yasa dışı bahis web sitelerinde sıklıkla kullanılan bazı online ödeme yöntemlerinin kullanıldığı belirlenmiştir. Özellikle küçük yaştaki çocukların oynadığı bu oyunda, oyuncular arasında gerçek para ödenmesine dayalı bir ticaretin olması dikkat çekicidir.”

İl genelinde, 5442 Sayılı İl İdaresi Kanununun 11/c maddesince ‘Metin 2 ve Benzeri Oyunların’ internet toplu kullanım sağlayan işyerlerinde ve diğer elektronik oyun yerlerinde oynanmasının valilik makamının 30/12/2009 tarihli olurları ile yasaklandığı belirtilerek “Yasağa uymayan işletmelere, 5326 Sayılı Kabahatler Kanununun 32. maddesince ‘Emre Aykırı Davranış’ suçundan idari para cezası uygulanacaktır. Halkımıza, internet kafelere ve diğer işletmelere duyurulur” ifadeleri kullanıldı.

WINDOWS 7 FIRTINA GİBİ AMA….

05 Ocak 2010 Yazan admin  
Kategori Bilgisayar Dunyasi, Haber


Mobil kullanım arması dengeleri değiştiriyor.

Windows 7 fırtına gibi esiyor ama işletim sistemi savaşına damga vuran asıl kahramanlar çok farklı.

İşletim sistemleri rekabetinde 2008′in ikinci yarısında Windows kullanıcısı sayısının %1,2 oranında düştüğü gözlemlenmişti. 2009′da da durum farklı olmadı. Aralık ayı ölçümlerinde Windows bir önceki aya göre %0,3 güç kaybetti. Buna rağmen internet erişimine sahip cihazlar arasındaki pazar payı halen %92,2 gibi çok yüksek bir oranda. Hatta uzmanlar son yıllarda pazar payı kaybetmeye devam eden Windows’un aynı hızda kullanıcı kaybetmeye devam etmesi durumu gerçekleşse bile, liderliğini kaybetmesinin ancak 27 yıl alabileceğini hesaplıyorlar.

2009 yılında Windows güç kaybederken güç kazanan işletim sistemleri ise aslında Mac OS veya Linux olmadı. Her iki işletim sistemi de 2009 yılında büyük oranda pazar payını ancak koruyabildi.

Peki ama gerçek kazanan kim, Win 7 ne durumda?

Asıl güç kazanan mobil cihazların işletim sistemleri oldu. Bu anlamda Google’ın Android işletim sistemi ile iPhone işletim sistemi en büyük kazancı elde etti ve tüm internet erişimine sahip cihazlar arasında mobil aygıtların kullanım oranı %1,3′e yükseldi.

2009 sonunda Windows işletim sistemlerinde en büyük kullanıcı kaybını Windows XP yaşadı. Aralık ayında %1,3 oranında kullanıcı kaybederken Vista’nın kullanıcı kaybı da %0,7 oranında gerçekleşti. Microsoft’un en yeni işletim sistemi Windows 7 ise Aralık ayında güç kazanan tek Windows işletim sistemi oldu ve %1,7′lik kazançla 2009′u %5,7′lik pazar payına ulaşarak kapattı.

Sabırsızlık Tansiyon Hastası Yapıyor

05 Ocak 2010 Yazan admin  
Kategori Haber, Sağlık


Amerikalı araştırmacılar, sabırsız gençlerin yetişkinlik çağında yüksek tansiyon riski altında olduğunu saptadı.

A tipi davranış olarak adlandırılan, aceleciliğin kalp hastalıklarıyla ilgili risk oluşturduğunu ilk kez saptadıklarını belirten araştırmacılar, çabuk sinirlenen, kendisine rakip oluşturarak yarışan, gergin ve saldırgan kişileri de A tipinin başka bir örneği olarak nitelendiriyor.

Chicago Northwestern Üniversitesi uzmanlarından Dr. Li Jing L. Yan, acelecilik sergileyen insanların uzun dönemde kendilerini yüksek tansiyon riskine attıklarını belirtiyor. Northwesten, Pittsburgh ve Alabama üniversitelerinde 3 bin 142 denek üzerinde 13-15 yıl araştırma yapıldı.
Araştıma sonunda, deneklerden yüksek tansiyon ilacı alanlar ve tansiyonları 140/90 mm Hg veya daha yüksek olanlar belirlendi. Araştırmaya katılan deneklerin yüzde 6’sının pozitif sonuç verdiğini kaydeden uzmanlar, bu denekleri yüksek oranda sabırsızlık gösterenler olarak sınıflandırdı ve bu kişilerde 13 yıl içinde yüksek tansiyonun yüzde 17 arttığı gözlendi. Daha az sabırsızlık sergileyenlerde ise bu oran yüzde 10 olarak belirlendi. Araştırmada, sabırsızlıktan doğan yüksek tansiyon riski, yaş, ırk, cinsiyet ve vücut yağ oranı gibi diğer yüksek tansiyon riski faktörlerden ayrı tutuldu.
Yüksek oranda sabırsızlık sergileyen deneklerde, daha sakin deneklere göre yüksek tansiyon riski iki kat daha fazla bulundu.

BEYAZ KADINLAR DAHA SABIRSIZ
Sabırsızlık gösteren deneklerin genelde beyaz kadınlar olduğunu saptayan uzmanlar, iyi eğitimli bu deneklerin, sigara ve içkiyi fazlaca tükettiklerini ve fiziksel aktivitelerden uzak kaldığını belirledi. 15 yıl izlenen denekler arasında siyah erkeklerin yüzde 22, siyah kadınların yüzde 21, beyaz erkeklerin ise yüzde 12’sinde yüksek tansiyon oluştuğu gözlendi. Sabırsızlığı düşük oranda sergileyen beyaz kadınların ise yüzde 5’inde yüksek tansiyon oluştuğu belirlendi.
Yüksek oranda sabırsızlık sergileyen siyah kadın ve erkeklerde, daha sakin siyah erkek ve kadınlara göre yüksek tansiyon riski iki kat fazla bulundu. Bu oranın sabırsız kişilik sergileyen beyaz erkeklerde, daha sakin beyaz erkeklere göre üç kat fazla olduğu gözlendi.
Sabırsız insanların, düşmanlık, yarışma, saldırganlık ve gerginlik gibi davranış içinde de bulunmalarının risk oranını daha da artırdığı bildirildi. İş stresi ve aile içindeki huzursuzlukların da yüksek tansiyon riskine neden olabildiği biliniyor.
Araştırmayla ilgili yorum yapan uzmanlar, trafik sıkışıklığının insanlarda sabırsızlığa neden olabildiğini, bu durumlarda sinirlenen insanların yüksek tansiyon riskini de göz önünde bulundurmaları gerektiğini belirtiyor.
Araştırmayla ilgili rapor, Amerikan Kalp Kuruluşu’nun 2002 bilimsel kongresinde açıklandı.

KISKANÇLIK

05 Ocak 2010 Yazan admin  
Kategori Güncel, Manşet


KISKANÇLIK

Kıskançlık bir çok insanın yaşamını etkileyen rahatsız edici duygulardan birisidir. Kıskançlık, yitirilmek istenmeyen bir kişinin ya da bir ilişkinin yitirileceği ya da tehdit altında olduğu sanısıyla yaşanan karmaşık bir ruhsal yaşantıdır. Kıskançlıkla birlikte çoğu zaman öfke, değersizlik, mutsuzluk, yalnızlık ve çaresizlik gibi duygular da yaşanır. Bu duygulara değersizlik ve özgüvensizlik ile ilgili düşünceler eşlik eder.

Kıskançlık hem sahip olduğunu yitirebileceği (başkalarına kaptıracağı), hem de başkalarının sahip olduğuna kendisinin de sahip olması gerektiği düşünüldüğünde hissedilebilen bir duygudur. Bazen günlük yaşamın bir cilvesi olarak gelip geçici biçimde, bazen de yaşamı alt üst edecek biçimde; bazen yersiz yere ortada hiçbir neden yokken bazen de gerçek bir tehdit ya da yitim söz konusu olduğunda yaşanır. Kıskançlık yaşayan kişiler kıskançlıkların yersiz olup olmadığı araştırmalı ve kendi kendilerine sorgulamalıdırlar. Kıskançlık çoğu zaman kıskanan kişinin iç dünyasından kaynaklanan nedenlerle abartılı ve çarpıtılmış algılardan ve yorumlamalardan kaynaklanmaktadır.

Kıskanmak kuşkusuz insanoğlunun doğasında olan bir duygudur. Fakat günlük yaşamda kıskançlık yaşayan kişilerin pek çoğunun yaşadıkları bu duygu ile baş edemedikleri; kıskandıkları kişi ile ilişkilerinin bozulduğu ve ilişkilerinin eski güzelliğini yitirdiği görülür. Başka bir deyişle tam da korkulan gerçekleşir.

Kıskançlık yaşayan kişilerin özellikle başarmak zorunda oldukları konulardan ilki ilişkiyi korumak ve sürdürmektir. Bu noktada yapıcı yaklaşım zorlayıcı olmayan ve kendi haklarından tümüyle özveride bulunmadan daha fazla yaşantıyı paylaşmaya çalışmaktır. Fakat kıskançlık yaşayan bir çok kişi ilişkiyi korumak ve geliştirmek için yapıcı çaba harcamak yerine gizli gizli öç alarak, küserek, ilişkiyi keserek ya da tehdit ederek, zor kullanarak ve kaba kuvvete başvurarak amacına ulaşmaya çalışmaktadırlar.

Kıskançlık yaşayan kişilerin özellikle başarmak zorunda oldukları konulardan ikincisi özgüvenlerini ve özsaygılarını korumaktır. Kıskançlık yaşayan kişiler yaşandığını düşündükleri rekabette yarışı kaybedeceklerini düşünerek kendilerini değersiz, önemsenmeyen, sayılmayan ve sevilmeyen bir insan gibi hissederler.

Kimlerin daha kıskanç olduğu eskiden beri ilgi çeken bir konudur. Genel olarak bakıldığında kendisini yetersiz ve değersiz gören ya da değerlilik duyguları dış etkilerden çok kolay etkilenen kişilerin daha kıskanç oldukları görülmektedir.

Kadın ve erkeklerin yaşadıkları kıskançlık duyguları ile baş etme yöntemleri büyük farklılık bulunmaktadır. Kadınlar görece daha yapıcı bir yaklaşım göstermekle birlikte genel olarak kendi hak ve isteklerinden vazgeçen ve alttan alan bir yaklaşım göstermektedirler. Erkekler ise genellikle tehdit ederek ya da kaba kuvvet kullanarak sonuç elde etmeye çalışmaktadırlar.

Sonraki yazılar »


Sayfa.com