Ne İran’da ne de başka yerde… Nükleer silah istemiyoruz !

27 Mayıs 2010 Yazan admin  
Kategori Haber

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, İran’ın nükleer programıyla ilgili, ”Uluslararası camianın da biz bu noktada katkılarını bekliyoruz. Yani yaptırımların iki de bir gündeme gelmesini, doğrusu bizler artık bu noktadan sonra doğru bulmuyoruz, çünkü atılmış bir adım var” dedi.

Başbakan Erdoğan ve Brezilya Devlet Başkanı Luiz Inacio Lula da Silva, başbaşa ve heyetlerarası görüşmelerinin ardından ortak basın toplantısı düzenlediler.

Erdoğan, yarın da Rio de Janeiro’da Medeniyetler İttifakı’nın üçüncü zirvesini gerçekleştireceklerini belirtti. Lula da Silva’nın geçen yıl Türkiye’ye resmi ziyarette bulunduğunu hatırlatan Erdoğan, ”Aslında ziyaret, yeni bir sürecin başlangıcı olmuştu. O ziyaretten sonra üst düzey ziyaretler hareketlendi. Gerek bakan arkadaşlarımın Brezilya ziyaretleri, muhataplarıyla yaptıkları görüşmeler, gerekse Brezilya’nın bazı bakanlarının ülkeme yapmış oldukları ziyaretler bu süreci hareketlendirmiş durumda” dedi.

İki ülke iş adamlarının da karşılıklı ziyaretler gerçekleştirdiklerine dikkati çeken Erdoğan, bir yıl kadar önce Türkiye’den Sao Paulo’ya uçuşların başladığını, bunun da turizmde de bir hareketlik yarattığını, 55 bin Brezilya’nın Türkiye’yi, 15 bin Türk’ün de Brezilya’yı ziyaret ettiğini kaydetti.

Başbakan Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:

”Bütün bunların yanında benim bu ziyaretim Brezilya’ya Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı olarak ilk ziyaret. Bu bakımdan anlamlı bir adım ve bu da bana nasip olduğu için ayrıca bu konuda mutluyum. Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşundan sadece birkaç yıl sonra 1927 yılında Brezilya ile bir dostluk anlaşması imzalanmış. Bölgedeki ilk temsilciliklerden birini de Türkiye Cumhuriyeti 1929 yılında Rio de Janeiro’da açmıştır. Bugün de Brezilya, hızlı gelişen ikili ilişkilerimiz ve benzer görüşlere sahip olduğumuz uluslararası meselelerdeki yakın iş birliğimizle birlikte Latin Amerika kıtasına açılmamızda merkezi bir konuma sahiptir.

Bildiğiniz gibi Brezilya ile siyasi anlamda iş birliğimiz, bunun yanında savunma sektöründe atmayı planladığımız iş birliğimiz, ekonomik ve ticari ilişkilerde attığımız adımlar, yakınlaşmamızın en güzel göstergeleri oluyor.”

-NÜKLEER TAKAS ANLAŞMASI-
Siyasi alanda özellikle son olarak İran nükleer programı ile ilgili attıkları adımın, ”gerçekten çok çok anlamlı bir adım” olduğunu vurgulayan Erdoğan, şöyle devam etti:

”Ve G-15 toplantısı sırasında Tahran’da bir araya gelerek uluslararası toplumu, uzun süredir meşgul eden İran nükleer programı ile ilgili önemli bir anlaşmaya imza attık. Ve bu imzadan sonra değerli dostum Sayın Lula ile şahsım, dünya liderlerini aradık, bunun yanında 26 ülkeye ayrıca mektup yazdım.

Çünkü uluslararası camianın buraya vereceği destek, dünya barışı açısından büyük bir önem arz ediyor. Ve bizler artık dünyada nükleer silahların yayılmasını istemiyoruz, tam aksine yayılmayı engellemek istiyoruz, önlenmesini istiyoruz. Bununla ilgili de Washington’da bir toplantı yapıldı. Eğer bunu engelleyeceksek, bu yayılmanın önüne geçeceksek, o zaman kararlı adımı atmamız gerekiyor. Olmayanların buna başlamaması, ama olanların bunu artık yavaş yavaş kendi topraklarından çıkarması önem arz ediyor. Bunu sürekli olarak ifade ettik.

Türkiye olarak bizler, bölgemizde kesinlikle nükleer silah istemiyoruz, İran’da da istemiyoruz. Ama İran’da istemezken bunun yanında diğer ülkelerde de böyle bir şeyin olmasını bölgemizde ısrarla istemiyoruz. Ve bu konuda bizler İran yönetimine defaatle bu düşüncelerimi ifade ettik. İran yönetimi de ‘biz böyle bir şey düşünmüyoruz, sadece barışçıl amaçlarla biz bu yatırımı yapıyoruz’ dediler. Ve kendileriyle de sonuç bildirgesinde bunu zaten teyit ettik. Ve orada bu kayıtlar düşülmüştür.”

-LULA’YA ÖVGÜ-
Söz konusu kayıtların altında, Türkiye, Brezilya ve İran Dışişleri bakanlarının imzalarının bulunduğunu hatırlatan Başbakan Erdoğan, İran’ın, bilindiği gibi Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı’na yazılı metni söz verdiği şekilde teslim ettiğini anımsattı.

Şimdi yeni bir sürecin başladığını dile getiren Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:

”Bir ay içinde bin 200 kiloluk düşük düzeyde zenginleştirilmiş olan uranyumun Türkiye’ye takas için teslimidir… İran bu sözünü yerine getirmiş olursa -ki şu andaki gidiş onu gösteriyor- ve bu takvim şu anda çalışıyor ve böylece sözünü yerine getirmiş olacak… Uluslararası camianın da biz bu noktada katkılarını bekliyoruz. Yani yaptırımların ikide bir gündeme gelmesini doğrusu bizler artık bu noktadan sonra doğru bulmuyoruz, çünkü atılmış bir adım var. Bin 200 kilonun Türkiye’ye teslimi…

Ama bunun karşılığında da Viyana Gurubu’nun, özellikle ABD, Rusya, Fransa, Uluslararası Atom Enerjisi Kurumu, 120 kiloluk uranyum yakıtının İran’a verilmek üzere peyderpey bir yılı içinde Türkiye’ye teslimidir… Onlar da bir yıl içinde, bunu teslim etmeleri halinde bu, İran’a verilecektir. Ardından da bin 200 kilo, Uluslararası Atom Enerjisi Kurumuna teslim edilecektir. Bu süreci bizler Brezilya ve Türkiye olarak takip ediyoruz, edeceğiz. Burada el birliği yapmış durumdayız.

Bütün dünyadaki dostların, ilgili olanların ağırlıklı olarak, BM Güvenlik Konseyi üyelerine özellikle bunu bildirmiş durumdayız. Tabii bu başarılı diplomasi atağında Sayın Lula’nın gösteriği büyük gayret ve liderlik örneğini bir kez daha takdirle ifade etmek istiyorum. Kendilerine teşekkür ediyorum.

Brezilya halkı başkanları Lula ile haklı olarak övünmeli ve kendisinin dünyada çok önemli bir konumda olduğunu zaten biliyorlardır.”

“ATTIĞIMIZ ADIMLARIN ARKASINDAYIZ”
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, İran’ın nükleer programıyla ilgili takas anlaşması konusunda ”İran’daki bizim belirlediğimiz o 10 maddelik sonuç bildirgesi, bunun altına imzayı koyan ülkeler olarak bizler bunun arkasındayız ve bunun arkasında da sonuna kadar olacağız. Çünkü inanarak bu yola girdik, ve attığımız adım bilinçlidir, bir inanca dayalıdır” dedi.

Başbakan Erdoğan, bir gazetecinin ”Türkiye ile Brezilya arasındaki iş birliği tepki çeker mi? BM Güvenlik Konseyi’ne gelirse, bu noktada tavrınız ne olacak bir B planınız söz konusu mu? İki ülkenin bu süreçte öne çıkması tepkilere neden olabilir mi?” sorusuna şu yanıtı verdi:

”Öncelikle Türkiye ve Brezilya olarak bugün attığımız adımların arkasındayız ve bu sürecin zenginleşerek, artarak devamından yanayız. 160 kadar arkadaşımızla burada oluşumuz, iş adamları olarak… Bunun yanında Sao Paulo’da, İstanbul Ticaret Odası’nın Türk ürünlerine yönelik olarak açmış olduğu fuar, bu konudaki kararlılığımızı göstermektedir. Özellikle ekonomik alanda 2008 yılındaki 2 milyar dolarlık geldiğimiz noktayı aşmak durumundayız. Biliyorsunuz geçen yıl bu 1.5 milyar dolara düştü. Bunu biz iki güçlü ülke olarak asla yeterli bulmuyoruz, bunun çok çok üstüne çıkmamız gerekiyor. Bu irade her iki tarafta da var. İkincisi yeni birçok alanlar tespit ettik. Nitekim az önce yapmış olduğumuz anlaşmalar da bunun geleceğe yönelik yol haritasını belirliyor.

Özellikle Stratejik Ortaklığımızın önemi çok çok büyük. Bunun içinde eğitimden, sağlığa, üniversiteler arasındaki bütün ilgi alanları geniş çapta kapsayan, savunma sanayiini de kapsayan birçok adımlar var. Bu adımların takipçisi olacağız ve müşterek olarak da müteahhitlik sektörü de dahil olmak üzere geliştirmekten yanayız”

-”EĞER DÜNYA BARIŞINA HİZMET ETMEK İSTİYORSAK…”-

Erdoğan, İran’ın nükleer programa ilişkin olarak da şunları kaydetti:

”İran’ın nükleer programı ile ilgili konuya da gelince, bu konuda İran’daki bizim belirlediğimiz o 10 maddelik sonuç bildirgesi, bunun altına imzayı koyan ülkeler olarak bizler bunun arkasındayız ve bunun arkasında da sonuna kadar olacağız. Çünkü inanarak bu yola girdik ve attığımız adım bilinçlidir, bir inanca dayalıdır. Dünya barışına eğer hizmet etmek istiyorsak, bu ancak bu şekilde olabilir ve bunun kararlılığı içerisinde de bu adımı atmış bulunuyoruz. Dikkat ederseniz burada bir incelik var. Kimler konuşuyor diye baktığınız zaman konuşanların hepsinde nükleer silah var. Ama Türkiye olarak bizim böyle bir sıkıntımız yok ve çevremizde de bizler nükleer silah istemiyoruz. ‘Nükleer silah istemiyoruz’ diyenlerde nükleer silah var. Bu bir çelişki değil mi, biz çelişkilerin olmadığı ve barışa alt yapıyı oluşturacak bir adımı atıyoruz hayırlı olsun diyoruz”

-İMZALANAN ANLAŞMALAR-
Konuşmalardan önce iki ülke arasında, Çifte Vergilendirmenin Önlenmesi Anlaşması, Gümrük Alanında İşbirliği Anlaşması, Stratejik Eylem Planı Ortaklığı Belgesi, Brezilya ve Türkiye Petrol Şirketleri Tarafından Ortaklaşa İmzalanan Mutabakat Muhtırası, Brezilya Standart Kurumu İle TSE Arasında Mutabakat Anlaşması, Tarım Alanında İşbirliğine İlişkin Mutabakat Muhtırası imzalandı.

CHP Liderini Seçiyor !!!

21 Mayıs 2010 Yazan admin  
Kategori Haber

 CHP 33. Olağan Kurultayı yarın toplanıyor. Deniz Baykal’ın istifasıyla boşalan Genel Başkanlık için tek aday olan Kemal Kılıçdaroğlu ile gidilen kurultayda CHP’yi 2011 seçimlerine taşıyacak yeni yönetim belirlenecek.

CHP 33. Olağan Kurultayı yarın toplanıyor. Deniz Baykal’ın istifasıyla boşalan Genel Başkanlık için tek aday olan Kemal Kılıçdaroğlu ile gidilen kurultayda CHP’yi 2011 seçimlerine taşıyacak yeni yönetim belirlenecek. CHP’de kurultay hazırlıkları sürerken, Atatürk Spor Salonu’nda 22-23 Mayıs’ta yapılacak kurultayda 1249 delege sandığa giderek oy kullanacak. Kurultayda delegelerin yüzde 20’sinin imzasını bulan ise genel başkanlık için aday olabilecek. Kurultayın ilk günü Genel Başkan, ikinci günü de Parti Meclisi seçilecek. Genel Başkan adaylığı için şu ana kadar yalnızca İstanbul Milletvekili Kemal Kılıçdaroğlu adaylığını açıkladı. Başka bir Genel Başkan adayının çıkması beklenmiyor. Kurultayda Kılıçdaroğlu’nun Genel Başkanlığı döneminde görev yapacak Parti Meclisi de seçilecek. Seçilen Parti Meclisi üyeleri kurultaydan sonraki hafta toplanarak Merkez Yönetim Kurulu’nu(MYK) seçecek.

ÖZEL GÜVENLİK GÖREV YAPACAK
Kurultay salonunda özel güvenlik de görev yapacak. Kurultayda polislerin yanı sıra 50 kişiden oluşan özel güvenlik salonda yerini alacak. Özel güvenlik salonun tepe bölümünde bulunacak. Kurultayı 858 yerli ve yabancı basın mensubu izleyecek. Daha önce delegelerin bulunduğu alan daha rahat çalışabilmeleri için tamamıyla gazetecilere ayrıldı. Sahada sadece gazeteciler, milletvekilleri, Merkez Yönetim Kurulu üyeleri, Parti Meclisi üyeleri ile Yüksek Disiplin Kurulu üyeleri yer alacak. Ayrıca salonda kameralar için özel bir platform da oluşturuldu.

DELEGELER TRİBÜNDE
Saha içi gazetecilere ayrıldığı için geçmiş kurultayların aksine delegeler tribünlerde oturtulacak. Tribünlerde delegeler için özel bir bölüm hazırlandı. Kurultayı izlemek isteyen partililer için salonun dışına da dev ekranlar kurulacak. Gençlik kolları kendileri için bastırılan özel tişörtleri giyecek. Salonun bir köşesinde görev yapacak olan gençler kol kola girerek bir kordon oluşturacak.

BAYKAL’IN FOTOĞRAFI
CHP’nin eski Genel Başkanı Deniz Baykal daha önce söylediği gibi kurultaya katılmayacak. Ancak kurultay salonunda Baykal’ın fotoğrafı bulunacak. Kurultayın ilk günü saat 10.00′da başlayacak. Ardından divan oluşturulacak ve divan başkanı bir konuşma yapacak. Genel Başkanvekili Cevdet Selvi’nin konuşmasından sonra hesap raporlarının okunmasının ardından konuşmak isteyenlere söz verilecek. Ardından adaylar konuşmak için kürsüye gelecek. Genel Başkanlık seçiminin ardından Genel Başkan teşekkür konuşmasını yapmak üzere kürsüye gelecek. Pazar günü ise Parti Meclisi üyeleri seçilecek.

“KILIÇDAR KILIÇDAR KILIDAROĞLU…”
CHP’nin başına geçmesine kesin gözüyle bakılan Kemal KIlıçdaroğlu, salona yerel seçim çalışmalarında kullandığı Onur Akın şarkısının yeni düzenlemesi ile girecek. Salonda, Zonguldak’ta 30 madencinin hayatını yitirmesi nedeniyle coşkulu şarkı ve türkü çalınmayacak, daha çok Aşık Mahsuni Şerif’in eserlerine yer verilecek. Moğollar Grubu’nun “Bir şey yapmalı” ve Edip Akbayram’ın “Kızımın adı Sevgi, oğlumun adı Barış” parçaları da çalınacak.

1249 DELEGE OY KULLANACAK
CHP’de Merkez Yönetim Kurulu’nun (MYK) 19, Parti Meclisi’nin (PM) MYK üyeleri dışındaki 62, Yüksek Disiplin Kurulu’nun (YDK) 15 üyesi ile MYK ve PM’de yer almayan 55 milletvekili kurultayın doğal delegeleri olarak oy kullanacaklar. İstanbul 140 delege ile kurultayda belirleyici bir rol oynayacak. Ankara ve İzmir de İstanbul’un ardından kurultaya en çok delege gönderen iller olarak yer alıyor. Ardahan, Artvin, Bartın, Bayburt, Bilecik, Gümüşhane, Iğdır, Kilis, Tunceli ve Yalova ise 4′er delege ile kurultaya en az sayıda delege gönderen iller arasında yer alıyor. İllere göre delege sayıları ise şöyle: Adana 28, Adıyaman 10, Afyon 14, Ağrı 10, Aksaray 8, Amasya 6, Ankara 58, Antalya 26, Ardahan 4, Artvin 4, Aydın 16, Balıkesir 16, Bartın 4, Batman 8, Bayburt 4, Bilecik 4, Bingöl 6, Bitlis 8, Bolu 6, Burdur 6, Bursa 32, Çanakkale 8, Çankırı 6, Çorum 10, Denizli 14, Diyarbakır 20, Düzce 6, Edirne 8, Elazığ 10, Erzincan 6, Erzurum 14, Eskişehir 12, Gaziantep 20, Giresun 10, Gümüşhane 4, Hakkari 6, Hatay 20, Iğdır 4, Isparta 10, İstanbul 140, İzmir 48, Kahramanmaraş 16, Karabük 6, Karaman 6, Kars 6, Kastamonu 8, Kayseri 14, Kırıkkale 8, Kırklareli 6, Kırşehir 6, Kilis 4, Kocaeli 18, Konya 32, Kütahya 12, Malatya 14, Manisa 20, Mardin 12, Mersin 24, Muğla 12, Muş 8, Nevşehir 6, Niğde 6, Ordu 14, Osmaniye 8, Rize 6, Sakarya 12, Samsun 18, Siirt 6, Sinop 6, Sivas 12, Şanlıurfa 22, Şırnak 6, Tekirdağ 10, Tokat 14, Trabzon 16, Tunceli 4, Uşak 6, Van 14, Yalova 4, Yozgat 12, Zonguldak 10.

Yaprak Dökümü bitiyor mu ?

05 Nisan 2010 Yazan admin  
Kategori Haber

2006 yılında Reşat Nuri Güntekin’in aynı adlı romanından televizyona uyarlanan, Ali Rıza Bey ve beş çocuğu etrafında yaşanan dramı konu alan “Yaprak Dökümü”nün bu sezon final yapacağı açıklanmış, hatta finaliyle
ilgili tüyolar veren tanıtımlar çekilmişti. Ancak son haftalarda kulislerde dizinin önümüzdeki sezon da devamedeceği şeklinde iddialar ortaya atılmıştı.
Ay Yapımve Kanal D yönetimi sonunda bu iddialara son noktayı koydu ve dizinin beşinci sezona uzatılmasına ve 13 bölüm yayınladıktan sonra
ocak ayında final yapmasına karar verdi.

Dizinin devam etmesinde Kanal D Genel Müdürü İrfan Şahin’in en çok reyting alan dizisini kaybetmek istememe ısrarının etkili olduğu öğrenildi. Fakat izlenme
rekorları kıran dizinin önümüzdeki sezon da bitip bitmeyeceği kesin değil. Zira dizinin üçüncü yılının tanıtımlarında “Yaprak Dökümü final sezonuyla karşınızda
olacak” denmişti. Ancak üç sezonun sonunda kan kaybetmesi beklenen dizi sürpriz yapıp, reytingleri silip süpürünce, bu sezon olduğu gibi devam etmesi kararlaştırılmıştı. Öte yandan, yine Ay Yapım’ın yapımcılığında
çekilen, “Yaprak Dökümü” gibi bu sezon final yapacağı açıklanan “Aşk-ıMemnu”
dizisinin de önümüzdeki sene devamedeceği konuşuluyor.

İşte Denizli’nin son kehaneti…

05 Nisan 2010 Yazan admin  
Kategori Haber

Mustafa Denizli

Beşiktaş Teknik Direktörü Mustafa Denizli, Turkcell Süper Lig’in 32. haftada içinden çıkılmaz hale geleceğini ve tam bir Arap saçına döneceğini söyledi.

Denizli, BJK Nevzat Demir Tesisleri’nde gerçekleştirilen antrenman sırasında basın mensuplarıyla yaptığı sohbette, ligin bitimine az kaldığını ve adrenalinin her geçen gün arttığını söyledi.

”Bu lig 32. haftada içinden çıkılmaz hale gelir” diyen Denizli, ”Tam bir Arap saçı olur. Bu saçlardaki tellerden biri de biz oluruz. 4 takım da bu yarışın içinde yer alır” ifadelerini kullandı.

”AVERAJA KALMAZ”
Deneyimli teknik adam, ligin çok enteresan geçtiğini ifade ederek, şöyle devam etti:

”Bu lig averaja kalmayacak ve şampiyonu puan farkı belirleyecek. Bu tablo içinde 4 takımın da şampiyon olması sürpriz olmaz. 3-4 ay öncesinde Bursaspor için sürpriz diyebilirdik ama şu anki tabloda onların şampiyonluğu da artık sürpriz değil. Muhtemelen şampiyonluk yarışı son haftaya kadar da kalabilir.”

”Beşiktaş’ın şampiyon olması sürpriz olur mu?” şeklinde bir soruya Denizli, ”Neden olsun? Şampiyon olmamız da olmamamız da şu anki tabloda eşit durumda” cevabını verdi.

GALATASARAY-FENERBAHÇE DERBİSİ
Basın mensuplarının Galatasaray ile Fenerbahçe arasında oynanan derbi maçın sonucunun, şu anki tabloda ne kadar etkili olduğunu sormaları üzerine Denizli, ”Bu derbiden önceki tabloda Galatasaray kazansa, Fenerbahçe yarışta geriye düşebilirdi. Fenerbahçe kazanınca, Galatasaray’ın yeri değişti. Bu tablo içinde 4 takım da şampiyonluğa ulaşabilir” ifadelerini kullandı.

SAKAT FUTBOLCULARIN ÇOKLUĞU
Mustafa Denizli, takımda sakat futbolcuların çokluğuyla ilgili bir soruya ”Bunların çok büyük sorun oluşturmaması lazım. Futbolcuların ne kadar oynadığı değil, ne yaptıkları önemli. Bu fırsat ellerinde, kimse bu yarışın içinde benim payım olmaz diye düşünemez. Sürekliliği olan futbolcuların sakatlığının fazla olması belki biraz sıkıntı yaratabilir. Ernst ve Tello büyük bir ihtimalle bu hafta oynayabilecek duruma gelecek” diye yanıtladı.

”FİZİK OLARAK SORUN YAŞAMADIK”
Beşiktaş’n bu sezon oynadığı maçlarda fizik olarak sorun yaşamadığının altını çizen Denizli, ”Baktığımızda şu an Beşiktaş, fizik olarak en üstteki takımlardan biri” dedi.

Denizli, Ankaragücü maçında yaptığı sistem değişikliğiyle ilgili bir soruya da ”O günkü şartlarda elimizdeki kadroya göre böyle bir sistem uyguladık. 60. dakikadan sonra da sistemi değiştirdik. Bu o günkü kadroya göre alınmış bir karardı” yanıtını verdi.

”BEŞİKTAŞ’IN HİZMETİNDEYİM”
Beşiktaş Kulübü Asbaşkanı ve Futbol Komitesi Başkanı Serdal Adalı’nın ”3 yıl daha Denizli ile çalışmak istiyoruz” sözünün hatırlatılması üzerine Denizli, ”Bizim önce işimiz burada. Bu konuları sonra konuşuruz. Burada olduğum müddetçe bütün varlığımla Beşiktaş’ın hizmetindeyim” derken, genelde uzun süreli sözleşme yapmadığının belirtilmesi üzerine de ”Beşiktaş ile benim aramda süre konusu problem olmaz” ifadelerini kullandı.

Google bu ülkeye girmeyecek

20 Ocak 2010 Yazan admin  
Kategori Haber


Bilişim sektörünün önde gelen şirketlerinden Google’ın sözcüsü Marsha Wang, Google’ın kendi cep telefonuyla Çin pazarına girmek için yarın yapılacak etkinliğin ertelendiğini söyledi.

Wang, erteleme kararının niçin alındığı ve cep telefonunu ne zaman Çin’de tanıtılacağına ilişkin bilgi vermedi. Google’ın projeyi ertelemesine Çin hükümeti ile son zamanlarda yaşadığı sorunların neden olup olmadığı bilinmiyor.

Çin’de 700 milyondan fazla cep telefonu kullanıcısı bulunduğu tahmin ediliyor.

Google’ın “Nexus One” adlı cep telefonu, Google’ın mobil cihazlar için geliştirdiği Android işletim sistemini kullanacak. Google’ın internet hizmetlerini temel alan Android, HTC, Samsung ve Motorola gibi cep telefonu üreticileri tarafından kullanılıyordu.

Tayvan merkezli High Tech Computer (HTC) tarafından üretilecek Nexus One, Apple’ın iPhone’unun yanı sıra BlackBerry ile rekabete girecek.

Çin Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Ma Zhaoxu bugün, Google’ın Çin yasalarına ve kurallarına uyması gerektiğini, hükümetin, internette sansür ve Google’ın Çin’den çekilmesi tehdidi konusundaki konuşmalara zemin hazırlamayacağını ifade etti.

Google, Çin’deki insan hakları eylemcilerinin “Gmail” elektronik posta hesaplarını ele geçirmeyi amaçlayan Çin kaynaklı son derece gelişmiş ve hedef gözeten bir saldırı üzerine, bu ülkedeki faaliyetlerini durdurabileceğini açıklamıştı.

Çin’den 384 milyondan fazla internet kullanıcısı bulunuyor. 2005 yılında Çin’de “Google.cn”yi kuran Google’ın pazar payı yüzde 35 ve rakibi Baidu’nun ise yüzde 60′ı buluyor.

Bu Sefer Google Hackledi!

17 Ocak 2010 Yazan admin  
Kategori Güncel, Haber


Google’ın Çin ile tartışmasının temel sebeplerinden birisi de Çinli hackerların Google’a düzenlediği saldırılar olmuştu.

Ama bu defa işler farklı gelişti ve Google, Çinli hackerları hackledi. Google’ın gizli karşı saldırısı Tayvan’daki bir bilgisayardan saldırıların kaynağının Çin olduğuna dair kanıtları topladı. Bu saldırıların Çin hükümeti tarafından organize edilmiş olması ihtimali var.

Google’ın özel timi Çinli hackerların daha önceden tahmin edilenden daha fazla şirketi hacklediğini de ortaya çıkarttı; sayı 33 oldu.

Saldırıların kaynağının Tayvan değil, Çin olduğunun ortaya çıkmasının ötesinde oldukça gelişmiş bir teknik kullanıldığı, Google’a göre bu operasyonun Çin hükümeti tarafından düzenlendiğini ya da onaylandığını ortaya koyuyor. Ancak Google bu iddiasını yüzde 100 kanıtlayamıyor, bu yüzden de ABD Başkanı Obama bu meselede Çin hükümetine bu konuda güçlü bir şikayette bulunamıyor.

Mimar Sinan’ın hamamı satışa çıktı

11 Ocak 2010 Yazan admin  
Kategori Haber


İstanbul’un en eski hamamı olarak bilinen Balat Çavuş Hamamı ile Barbaros Hayrettin Paşa tarafından Mimar Sinan’a yaptırılan Zeyrek Çinili Hamamı, yeni kuşak sahiplerinin işletme güçlükleri çekmeleri ve hamam kültürünün gitgide yok olması nedeniyle satışa çıkarıldı.

Kaptanı Derya Barbaros Hayrettin Paşa Vakfınca, Beşiktaş’taki medrese ve türbeye akar olarak yaptırılan, bulunduğu semtten dolayı Zeyrek Çinili Hamamı olarak anılan hamam, 1833 yangınından sonra satılarak, şahıs malı haline gelmiş.

Osmanlı üslubundaki hamamların en önemlilerinden olan yapı, kadınlar ve erkekler bölümü olarak çifte hamam şeklinde tasarlandı. Dikdörtgen planlı soğukluğun ortasında mermerden fıskiyeli bir havuz bulunan hamamın son sahibi ise Çetin Karatün oldu.

Karatün’ün uzun yıllar işlettiği ve ölümünün ardından kiracılar tarafından çalıştırılan hamam, yıllar içinde hamam kültürünün gitgide yok olmasının da etkisiyle geçen yıl kapatıldı.

Ferzan Özpetek’in ”Hamam” filminin çekiminin de yapıldığı Zeyrek Çinili Hamamı’nın üçüncü kuşak sahiplerinden Gökhan Karatün, hamamın tarihinin korunduğuna işaret ederek, turizme kazandırılmasını istediklerini dile getirdi.

”Üçüncü jenerasyon olarak bu işlere yatkın olmadığımız için aile olarak satmaya karar verdik” diyen Karatün, dedesinin sahibi olduğu hamamla babası da başka işlerle uğraştığı için ilgilenen olmadığını ve artık satılmasını istediklerini söyledi.

Aile üyelerinden Uğur Akkuş da hamamın satın alındığında otel, restoran, müze ya da hamam olarak kullanılabileceğine işaret ederek, fiyatı konusunda ise belli bir rakam belirlemediklerini ve tekliflere açık olduklarını kaydetti.

-BALAT ÇAVUŞ HAMAMI-

İstanbul’un en eski hamamı olarak da bilinen 2. Beyazıt ya da Fatih Sultan Mehmet döneminde yapıldığı sanılan Balat Çavuş Hamamı, yüksek pencereli dikdörtgen yapısı, mermer döşeli içi, içinde bulunan havuz şeklindeki kurnası dikkat çekiyor. Hamam, kadınlar ve erkekler kısmı olarak iki bölümden oluşuyor.

Balat Çavuş Hamamı’nın hissedarlarından Salih Akarı, hamamın dededen kalma bir mülk olduğunu ve vefatlarının ardından da işletmesini kiracılarla devam ettirdiklerini ifade ederek, ”Maddi olanaksızlıklar ve restorasyonu zor olduğu için satmaya karar verdik” diye konuştu.

Akarı, aile olarak hamamı 1.5 milyon dolar bedelle satmak istediklerini de belirterek, buranın nasıl değerlendirilmesi gerektiğine ilişkin ise hamam olarak da turistlere yönelik de kullanılabileceğini söyledi.

-HAMAM KÜLTÜRÜ-

Anadolu kültürünün önemli bir parçası olan hamam kültürü, Sümerlerle ortaya çıkmış, ardından tarihte adı geçen hemen her medeniyetin kültürel bir parçası olmuş.

Türk hamamı ise Türk banyo geleneğinin, 15. yüzyılın ikinci yarısında Anadolu’nun hamam kültürüyle birleşiminden ortaya çıkan bir yapıdır. Bu tarihten başlayarak ülkenin dört bir yanında hamamlar inşa edildi. 17. yüzyılda sadece İstanbul’da yaklaşık 15 bin hamam olduğu biliniyor. O devirde insanlar, ”gelin”, ”güvey’, ”adak” ve ‘’sünnet hamamı” ya da ”hamamda kız beğenme” gibi gerekçelerle de hamama giderlerdi.

Hamamlar, kapalı Osmanlı toplumunda zevk ve eğlencenin her çeşidinin yaşandığı mekanlardı. Erkek ve kadın hamamının ayrı olmadığı tek hamamlarda, çoğunlukla gündüzler kadınlara ayrılırken, erkekler ise sabah erken saatlerde ya da gece yıkanırdı.

Türk kültürünün önemli bir parçası olan hamam sefasını yaşamak isteyenler için özellikle İstanbul’da Osmanlı mimarisinin izlerini taşıyan hamamlar yerli ve yabancı turistlerin rağbet ettiği mekanlar arasında yer alıyor.

Türk hamamı başlıca üç bölümden oluşuyor:

Soyunma yerleri: Geniş bir sofa ve bunun çevresinde bölmeli sekiler bulunur. Yıkanan kimseler bu sekilerde uzanıp dinlenirler.

Yıkanma yerleri: Soğukluktan geçilerek girilir. Burası da bazı bölümlere ayrılır. ”Kurna başı” denilen herkesin teker teker yıkandığı yer; ”halvet” adı verilen kapalı ve yalnız başına yıkanma hücreleri; bir de üzerine uzanıp ter dökülen ”göbek taşı”. Göbek taşı, hamamın mermer kaplı zemininden daha yüksek yapılmıştır ve çeşitli geometrik şekillerde olabilir.

Isıtma yeri (külhan): Hamamın altında ateş yanan yerdir. Alev ve duman, mermer zeminin altındaki özel yollardan duvar içlerinden geçer ”tüteklik” adı verilen bacadan çıkar.

Türk hamamına özgü terimler ise külhan (hamamların ısıtıldığı kapalı ve geniş ocak), sıcak halvet (külhanın üstü), soğuk halvet (külhana uzak olan yer), natır (müşteriyi yıkayıp keseleyen kadın çalışan), tellak (müşterileri yıkayıp keseleyen erkek çalışan), peştemal (örtünmek için kullanılan ince dokuma) ve takunya (hamam terliği).

Bayülgen’den sürpriz bir film!

11 Ocak 2010 Yazan admin  
Kategori Haber


Son olarak ‘Kanal-İ-Zasyon’ isimli filmde oyuncu olarak karşımıza çıkan şovmen Okan Bayülgen, sinema aşkından vazgeçemiyor. Yapımcılığa soyunan Bayülgen, ‘Aşka Gel’ isimli sinema filminin hazırlıklarına başladı.
Bayülgen, yapımcılığını üstlendiği ilk sinema filminde Türk sinemasının iki sürpriz ismini bir araya getirecek. Yeşilçam’ın unutulmaz jönlerinden Tarık Akan ve bir dönemin ünlü yıldızlarından ‘Bayan Popo’ lakaplı Sevtap Parman, Bayülgen’in filminde başrolü paylaşacak.

ÇEKİMLER URLA’DA YAPILACAK

Önümüzdeki mart ayında, İzmir’- in Urla ilçesindeki bir at çiftliğinde gerçekleştirilecek olan çekimlerde Tarık Akan ve Sevtap Parman, evli bir çifti canlandıracak. Filmin bir diğer sürpriz ismi ise Aydın Boysan. Boysan, filmde Sevtap Parman’ın babası olarak karşımıza çıkacak. Ünlü yazar vemimar Aydın Boysan, ‘Ezel’ dizisinde Tuncel Kurtiz’in yaşamsırlarını
anlattığı gibi ilişki sırlarını ortaya dökecek.

Sahte TL’yi anlamanın 12 yolu

07 Ocak 2010 Yazan admin  
Kategori Haber


Merkez Bankası, halkın 3 gün sonra tanışacağı Türk Lirası banknotlarda bulunan güvenlik özelliklerine dikkat edilmesi konusunda uyarılarda bulundu.

Yeni Türk Lirası’ndan “Yeni” ibaresi kaldırılarak dolaşıma çıkarılacak olan Türk Lirası ve Kuruş ile tanışmaya 3 gün kaldı. Merkez Bankası, 1 Ocak 2009 tarihinden itibaren halkın hayatına ve cüzdanına girecek olan Türk Lirası banknot ve madeni paraların tanıtımı amacıyla yürütülen kampanyanın devam ettiğini hatırlatarak, halkın, paraların güvenlik özelliklerine dikkat etmesi konusunda uyarılarda bulundu. Merkez Bankası, halka yaptığı son uyarıda, vatandaşların, paralarda bulunan, her biri farklı güvenlik özelliklerinden en az üçüne dikkat etmeleri gerektiğinin altını çizdi.

BANKNOTLARDA 12 FARKLI GÜVENLİK ÖZELLİĞİ

Türk Lirası ve Kuruş’un dolaşıma çıkmasına 3 gün kala yenilenen tasarımları, değişen boyutları ve gelişmiş güvenlik özellikleri ile kullanılmaya başlanacak olan yeni banknot ve madeni paraların toplumun her kesiminde en iyi ve doğru şekilde tanınması amacıyla çalışmalarını devam ettiren Merkez Bankası, güvenlik konusunda çeşitli uyarılarda bulundu.

Türk Lirası banknotlarda kamuoyuna açıklanan 12 adet gelişmiş güvenlik özelliği bulunuyor. Merkez Bankası, yaptığı açıklamada, banknotlarla yeni tanışacak halka, paralarda bulunan en az üç güvenlik özelliğini kontrol etmesinin faydalı olacağını duyurdu.

HALKA VE PROFESYONELLERE YÖNELİK GÜVENLİK ÖZELLİKLERİ

Halkın, Türk Lirası banknotların üzerinde yer alan güvenlik özelliklerinden kabartma baskı, gizli görüntü, holografik şerit folyo, renk değiştiren şerit, emniyet şeridi, filigran, bütünleşik görüntü, banknotların rengi ve banknotların arasındaki boyut farkına dikkat edilmesi gerektiği vurgulandı.

Bunun yanısıra, Türk Lirası’nda para ile ilgili mesleklerde çalışan profesyonellerin de mor ışık (UV ışık) altında kontrol edebileceği çeşitli özellikler bulunuyor. Ayrıca, banknotlar, görme engelli vatandaşların da paraların güvenlik özelliklerini ve kupür değerlerini rahatlıkla kontrol edebilecekleri özelliklere sahip.

BANKNOTLARDAKİ GÜVENLİK ÖZELLİKLERİ NELER ?

Vatandaşların kolayca tespit edebilecekleri güvenlik özellikleri şöyle sıralanıyor:

• Kabartma Baskı: Banknotun ön yüzünde farklı yerlerde bulunur ve dokunulduğunda hissedilir.

• Gizli Görüntü: Banknota yatay konumda ve göz hizasında bakıldığında, Atatürk portresinin sağ alt köşesindeki yedigen şeklin içinde kupür değeri görülür.

• Holografik Şerit Folyo: Banknot tasarımıyla uyumlu çeşitli motiflerden oluşur. Banknota farklı açılardan bakıldığında bu motifler renkli ve parlak yansımalar verir. Dikdörtgen şekil içindeki “TL” harfleri kupür değerine dönüşür.

• Renk Değiştiren Şerit: Banknota farklı açılardan bakıldığında altın sarısına dönüşür. Üzerinde kupür değeri ve “TL” harfleri bulunur.

• Emniyet Şeridi: Kağıda gömülü olarak yer alır. Üzerinde kupür değeri ile “TL” harfleri bulunur. Banknot ışığa tutulduğunda her iki yüzden de kesintisiz bir hat şeklinde görülür.

• Filigran: Banknotların ön yüzünde bulunan Atatürk portresinin küçüğü ile kupür değerini gösteren sayıdan oluşur. Banknot ışığa tutulduğunda her iki yüzden de görülür.

• Bütünleşik Görüntü: Banknot ışığa tutulduğunda sol üst kenarda yer alan şekiller arka yüzdeki şekillerle birleşerek kupür değerini oluşturur.

• Mikro Yazı: Banknotların ön yüzünde ay-yıldız motifinin içindeki kupür değeri ve “TL” harfleri ile holografik şerit folyo üzerindeki dikdörtgen şeklin alt ve üst kenarındaki “TCMB” ibaresi mikro yazılıdır.

• Mini Yazı: Banknotların ön ve arka yüzünde mini yazılar bulunmaktadır.

• Banknotlar Arasında Boyut Farkı: Farklı değerdeki 6 banknot, 6 farklı boyuttadır. Banknotların uzun kenarlarında 6 mm, kısa kenarlarında ise ikili gruplar halinde 4 mm fark bulunmaktadır.

• Renklendirilmiş Banknot Kağıdı: Banknotlarda beyaz kağıt değil, kupürün hakim renginin tonunda açık renkte kağıt kullanılmıştır.

Para ile ilgili mesleklerde çalışan profesyonellerin mor ışık (UV ışık) yardımıyla tespit edebilecekleri güvenlik özellikleri ise şu şekilde belirlendi;

• Banknot kâğıdında bulunan ve normalde görülmeyen kılcal lifler UV ışık altında mavi ve kırmızı renkte parlama verir.

• Atatürk portresi üzerinde kupür değeri ve “TL” harfleri belirerek kırmızı renkte parlama verir.

• Emniyet şeridinde 5 – 10 TL için mavi, 20 – 50 TL için kırmızı, 100 – 200 TL için sarı renkte parlama görülür.

• “Kırmızı” seri ve sıra numarasında “canlı ve parlak kırmızı”, “siyah” seri ve sıra numarasında “sarımsı yeşil” parlama görülür.

• Banknot kağıdı UV ışık altında parlama yapmaz.

Merkez Bankası, ayrıca, görme engelli vatandaşlar için, Türk Lirası banknotları farklı boyutlar ve etkin olarak kullanılan kabartma baskı motifler gibi temel ayırt edici özelliklerle güçlendirdi. Banknotların ön yüzünde, filigranın sol üst kenarında bulunan kabartma baskılı noktalar, 5 TL’den 200 TL’ye doğru sırasıyla 1′den 6′ya kadar rakamların Braille alfabesiyle yazılı şekli olup dokunulduğunda hissedilmekte.

Takım sevgisi sınır tanımadı

07 Ocak 2010 Yazan admin  
Kategori Haber, Kategorilenmemiş


Takım sevgisi sınır tanımadı… Dini vecibelere de ortak oldu. Kabe’yi tavaf eden milyonlarca Müslüman arasından biri dikkatleri üzerine çekiyordu.Umre ibadetinde, Kabe tavafı esnasında Fenerbahçe formalı bir Türk dikkatlerden kaçmadı ve unutulmayan anlar arasına girdi. “Haber Özel” editörü Özgür Uzun ve Show tv iç yapımlar kamera şefi Ramazan Uzan’ın umre ziyaretlerinde yaşadıkları bu anı Bekir Hazar’a anlattı, Hazar da köşesine taşıdı…

Bekir Hazar’ın köşe yazısından ilgili bölüm…

“Haber Özel editörü sevgili dostum Özgür Uzun ve Show tv iç yapımlar kamera şefi Ramazan Uzan umreden geldiler. Anılarını anlattılar. Çok etkilenmişler kutsal toprakların ruhani havasından. Unutamadıkları bir görüntü var akıllarında. Tavaf ederken gözlerine çarpmış. Bir Türk vatandaşı o kalabalık içinde Fenerbehçe forması ile tavaf ediyormuş.”

Sonraki yazılar »


Sayfa.com